Bu yazımda son zamanlar da okuduğum bir kitapta etkilendiğim bir bölümden bahsedeceğim sizlere.
Öncelikle kitabın ismini sizinle paylaşayım Seth Godin in Mor İnek Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün adlı kitabını kesinlikle pazarlama ve reklamcılıkla ilgilenen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Bu kitapta pazarlama ve reklam tekniklerinden bahsediliyor ancak gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte eski tekniklerin nasıl önemini yitirdiğini ve yeni, farklı olarak neler yapılması gerektiği konusunda başarılı örneklerden bahsediliyor.
Gelelim kendi konumuza kitapta ekmek dilimleme makinasının icadına yer verilmiş ancak bu makinanın başarılı olabilecekken kullanılan pazarlama teknikleriyle nasıl başarısız bir icat olduğundan bahsedilmiş. Makinanın asıl amacı fırınlarda kullanılmasını sağlayarak kullanıcıya dilimli ekmek satılması ve müşteriye kolaylık sağlanmasıymış ama olmamış işte. Dilimli ekmeyin patlaması için 20 yıl geçmesi gerekmiş. 20 yıl sonra Wonder adında yeni bir marka ortaya çıkmış ve dilimli ekmeğin kolaylıklarından bahsetmek yerine dilimli ekmeği ambalajlayarak müşteriye sunmuş. Böylelikle pazarlama ve reklamın önemini öne çıkararak dilimli ekmek sektöründe bir çığır açmış.
Burdan yola çıkarak bir ürünün ilk kez kullanılıyor olması ya da icadını yapmış olmanızdan daha çok o ürünü nasıl pazarladığınız ve nasıl reklamını yaptığınızın daha önemli olduğu ortaya çıkmış.
Bu hikaye 1912 de gerçekleşen bir olay.O zaman bile reklam bu kadar etkili ve önemli iken şimdi ki önemini varın siz düşünün?
Cansu Balkan
Bu Blog belirli bir konu ile sınırlandırılmamakla birlikte her an her şeyi görebileceğiniz bir sayfa olacak...
5 Kasım 2012 Pazartesi
TEB İle Zaman Yolculuğu
TEB İle Zaman Yolculuğu Nedir?
TEB bir facebook uygulaması ile sosyal medya da bir bakıma viral reklam olarak ta adlandırılabilecek bir çalışma hazırlamış.
Bu uygulama sayesinde facebooktan alınan bilgilerinizle kısacık, minicik tatlı mı tatlı hayatınızın filmi yapılıyor:)
Filmi hazırlamak için öncelikle http://www.zamanyolculugu.com/ adresine giriyorsunuz ve albümlerinizden bir resim seçiyorsunuz bu resim yalnız sizin olduğunuz bir fotoğraf olursa daha iyi olur sonrasında ise yapmanız gereken bir şey yok videonuz hazırlanıyor izlemeye başlıyorsunuz. İzlediğiniz videoyu facebook ya da twitter sayfalarınızda paylaşabiliyorsunuz.
Videonun paylaşılması dışında indirilebiliyor olmaması hazırlanan uygulama da bir eksiklik olabilir ancak yine de ortaya çıkan iş çok güzel.
Şüphesiz ki TEB in bu reklam uygulaması oldukça başarılı bir reklam kampanyası olmuş. Her kim bu fikri ortaya koyduysa kesinlikle takdire şayan bir iş olmuş. Bu işi hazırlayan kişi veye kişilerin fikirlerine sağlık :)
Son olarak söyleyeceğim şey ise bir gün bende bu kadar güzel ve başarılı işleri yapabileceğim günleri iple çekiyorum.
TEB bir facebook uygulaması ile sosyal medya da bir bakıma viral reklam olarak ta adlandırılabilecek bir çalışma hazırlamış.
Bu uygulama sayesinde facebooktan alınan bilgilerinizle kısacık, minicik tatlı mı tatlı hayatınızın filmi yapılıyor:)
Filmi hazırlamak için öncelikle http://www.zamanyolculugu.com/ adresine giriyorsunuz ve albümlerinizden bir resim seçiyorsunuz bu resim yalnız sizin olduğunuz bir fotoğraf olursa daha iyi olur sonrasında ise yapmanız gereken bir şey yok videonuz hazırlanıyor izlemeye başlıyorsunuz. İzlediğiniz videoyu facebook ya da twitter sayfalarınızda paylaşabiliyorsunuz.
Videonun paylaşılması dışında indirilebiliyor olmaması hazırlanan uygulama da bir eksiklik olabilir ancak yine de ortaya çıkan iş çok güzel.
Şüphesiz ki TEB in bu reklam uygulaması oldukça başarılı bir reklam kampanyası olmuş. Her kim bu fikri ortaya koyduysa kesinlikle takdire şayan bir iş olmuş. Bu işi hazırlayan kişi veye kişilerin fikirlerine sağlık :)
Son olarak söyleyeceğim şey ise bir gün bende bu kadar güzel ve başarılı işleri yapabileceğim günleri iple çekiyorum.
31 Ekim 2012 Çarşamba
Teknoloji Çocukları!
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve ürün çeşitliliğinin artmasıyla birlikte evinde bilgisayar olmayan kalmadı desek yeridir.
Artık çocuklar kendilerini bilmeye, anlamaya başladıkları andan itibaren bilgisayarla tanışıyor ve kaynaşıyor.
Yapılan bir araştırmaya göre ise çocukların %72'si İnternet'e bağlanıyor .1500 kişi baz alınarak hazırlanan bir araştırmaya göre çocukların bilgisayar sahipliği oranına bakacak olursak da çocukların %73'ünün evinde bilgisayar %58'inin evinde internet bağlantısı mevcut ve şüphesiz ki bu sayı her geçen gün artmakta.
Ayrıca çocukların %22'sinin kendi şahsi telefonu varken %32'si
ebeveynlerinin telefonunu oyun için kullanmaktaymış ve şahsi telefonu olan çocukların ise %3'ü akıllı telefon kullanıyormuş.
Şimdi bu değerlendirmeleri inceledikten sonra fazla değil 7 yıl önceye gidelim.
Evet internetin evlerde yaygınlaşmaya başladığı dönemlere. Kendi üzerimden bir değerlendirme yapacağım. 7 yıl önce evime ilk internet alındığında ben 15 yaşındaydım annem ve babam o zaman 37 yaşındalar dı ve biz ilk kez böyle tanıştık bilgisayarla.
Şahsi bilgisayarım ise üniversitede iken oldu. Şuan eve baktığımda ise 2 notebook bir masa üstü bilgisayarımız var.
Hangi amaçla kullanıldığını değerlendirecek olursak da evde en çok girilen site facebook. Kardeşim bir şey araştırmak için kullanırken babam sadece can sıkıntısı ve haber okumak için interneti kullanmakta.
Yani demek istediğim şu ki teknolojinin gelişmesi iyi güzel hoşta faydalı kullanamadıktan sonra yararı nerede kaldı?
Şimdi etrafımdaki insanlara bakıyorum herkes çocuğuna tablet almaya çalışıyor niye? Oyun oynasın beni rahat bıraksın diye. İki yaşında ki bir çocuk annesinin İphonundan'dan kendi başına pepe tv ye bağlanabiliyor.
Biz büyükler teknolojiyi bu kadar boş işler için kullanırken çocuklarımıza da faydalı yönlerini nasıl ve ne kadar öğretebiliyoruz. Aman çocuğum bir şeyden geri kalmasın derken asalak nesiller mi yetiştiriyoruz??? Önce bunu kendimize bir soralım ondan sonra çocuklarımızın oyuncaklarını seçelim.
Demek istediğim çocuklara tablet, bilgisayar ya da telefon almayın değil bunları aldığınız zaman çocuklarınızı takıp etmeyi aman nasıl olsa oyun oynuyor diye kendi haline bırakmamanız.
Artık çocuklar kendilerini bilmeye, anlamaya başladıkları andan itibaren bilgisayarla tanışıyor ve kaynaşıyor.
Yapılan bir araştırmaya göre ise çocukların %72'si İnternet'e bağlanıyor .1500 kişi baz alınarak hazırlanan bir araştırmaya göre çocukların bilgisayar sahipliği oranına bakacak olursak da çocukların %73'ünün evinde bilgisayar %58'inin evinde internet bağlantısı mevcut ve şüphesiz ki bu sayı her geçen gün artmakta.
Ayrıca çocukların %22'sinin kendi şahsi telefonu varken %32'si
ebeveynlerinin telefonunu oyun için kullanmaktaymış ve şahsi telefonu olan çocukların ise %3'ü akıllı telefon kullanıyormuş.
Şimdi bu değerlendirmeleri inceledikten sonra fazla değil 7 yıl önceye gidelim.
Evet internetin evlerde yaygınlaşmaya başladığı dönemlere. Kendi üzerimden bir değerlendirme yapacağım. 7 yıl önce evime ilk internet alındığında ben 15 yaşındaydım annem ve babam o zaman 37 yaşındalar dı ve biz ilk kez böyle tanıştık bilgisayarla.
Şahsi bilgisayarım ise üniversitede iken oldu. Şuan eve baktığımda ise 2 notebook bir masa üstü bilgisayarımız var.
Hangi amaçla kullanıldığını değerlendirecek olursak da evde en çok girilen site facebook. Kardeşim bir şey araştırmak için kullanırken babam sadece can sıkıntısı ve haber okumak için interneti kullanmakta.
Yani demek istediğim şu ki teknolojinin gelişmesi iyi güzel hoşta faydalı kullanamadıktan sonra yararı nerede kaldı?
Şimdi etrafımdaki insanlara bakıyorum herkes çocuğuna tablet almaya çalışıyor niye? Oyun oynasın beni rahat bıraksın diye. İki yaşında ki bir çocuk annesinin İphonundan'dan kendi başına pepe tv ye bağlanabiliyor.
Biz büyükler teknolojiyi bu kadar boş işler için kullanırken çocuklarımıza da faydalı yönlerini nasıl ve ne kadar öğretebiliyoruz. Aman çocuğum bir şeyden geri kalmasın derken asalak nesiller mi yetiştiriyoruz??? Önce bunu kendimize bir soralım ondan sonra çocuklarımızın oyuncaklarını seçelim.
Demek istediğim çocuklara tablet, bilgisayar ya da telefon almayın değil bunları aldığınız zaman çocuklarınızı takıp etmeyi aman nasıl olsa oyun oynuyor diye kendi haline bırakmamanız.
5 Ekim 2012 Cuma
Divitter Nedir?
Bugün Twitter da okuduğum bir iletiyle Divitter diye bir şeyle karşılaştım.
Açıkçası bu ifade benim hiçte yabancı olmadığım bir ifade. Alem Fm de radyo programı sunan Zeki Kayahan Coşkun Twitter var olduğundan beri Twitter ın telaffuzunu Divitter diye yapıyordu. Pek çok kişi de bunu biliyordur zaten.
Neyse gelelim Divitter ın ne olduğuna. Twitter da her gün atılan binlerce hatta milyonlarca tweetlerden bir tanesi seçilerek karikatürize ediliyor ve bunu yazan kullanıcının adıyla kendi web sitelerinde paylaşımlarda bulunuyorlar. Bunu yaparken de her gün atılan sayısız tweetten ilginç olanlarının twitter da yok olması engellemesini amaçlıyorlar. Yani günün popiler olan twitini twitter çöplüğüne yollamak yerine canlı tutuyorlar.Amaçları doğrultusunda oluşturdukları bir sloganları da var "TWEET UÇAR DİVİT KALIR". Şu an için yapılan çalışma amacına uygun bir şekilde ilerliyor ancak bundan bir iki sene sonra burada da yapılan çalışmalar yığın haline geldiğinde durum ne olacak açıkçası merak ediyorum???
28 Eylül 2012 Cuma
ÇOK TATLI BİR REKLAM!
Yine bir reklam yine bir başarı. Bruno Burun bantları çocuklar için olan burun bantlarına şirin mi şirin bir reklam filimi yapmış.
Bu reklam filminde bilgisayar desteğiyle çocukları konuşturmak son derece tatlı ve şirin olmuş. Annelerin sorunlarından yola çıkılarak hazırlanan reklam metninde çocuklar annelerine yaptıkları işkencenin kendileri için ne kadar zevkli bir oyun olduğunu dile getiriyor ve oyunlarının son bulmasından son derece rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.
Tüm bu farklılık reklam da başarıyı getirmiş. Reklamı izleyen herkes bu reklamdan bahsediyor. Sosyal medyada reklamı izleyen herkes reklamla ilgili güzel yazılar yazıyorlar. Kısacası BRUNO Burun bantları bu şirin reklamıyla müşterinin aklında yer etmişe benziyor.
FARKLI VE ORJİNAL FİKİRLER
Sürpriz yapmak artık eskisi kadar zor değil. Çünkü bütün organizasyonu sizin yerinize yapan bir kuruluş var.
Sürpriz Perisi sizin yerinize her şeyi düşünüyor sizin yapmanız gereken tek şeyse hangi sürprizi yapmak istediğinize karar vermek.
Farklılığı seven ama düşünmeyi sevmeyenler için harika bir fırsat sunan Sürpriz Perisi ister evlilik teklifi ister doğum günü sürprizi ya da sadece özel bir an yaşamak isteyenler için son derece harika organizasyonlar düzenliyor.
Benim zaten bir fikrim var ama yardıma ihtiyacım var diyorsanız merak etmeyin Sürpriz Perisi ona da varım diyor ve bu organizasyonda yanınızda yer alıyor.
Farklı bütçe paketleriyle kullanıcıya sunulan tekliflerde sizin yapmanız gereken sadece web sitesine girip size uygun olan paketi yada yapmak istediğiniz sürprizi seçmek. Geri kalanını zaten Sürpriz Perisi Ekibi sizin yerinize hallediyor olacak.
Benimde aradığım bu diyorsan hadi durma bir göz gezdir ya da en azından fikir edinmek için bile bu harika işleri inceleyebilirsiniz. http://www.surprizperisi.com/
31 Ağustos 2012 Cuma
İŞ BANKASI REKLAMI
Son günlerde herkesin dilinde olan başarılı bir işten bahsedeceğim bu yazımda. Resimden de anlaşıldığı gibi İş Bankası Reklamı konumuz. Son bir kaç gündür herkesin dilinde olan bu reklam Cem Yılmazında katkılarıyla harika bir çalışma haline dönüşmüş.
Reklamı ilk izlediğimde bayıldım ve hemen internetin başına geçtim bir kaç kez de oradan izledim bu harika reklamı.
Reklamın konusu açık ve net bir şekilde ortada aslında İş Bankası geçmişten günümüze yanınızda ve sizinle büyüdü diyor reklam. Aslında İş Bankası bu vb. söylemleri tüm reklamlarında da kullanıyor.
Bu reklamda ki asıl farka ise ufak bir araştırmayla ulaşabiliyoruz. Reklamda Cem Yılmaz'ın canladırdığı Servet Bey kilit karakteri oluşturuyor fakat biraz dikkat ettiyseniz ortada dönen söyle bir söz var "ilk reklam filmimiz" işte bu Servet Bey İş Bankasının ilk reklamını çeken prodüktör, aktör ve yönetmen oluyor.
Gelecek temalı bu reklam çekilen ilk reklamla da bu açıdan bire bir örtüşüyor.
Reklamla ilgili sıkıntı olabilecek tek şey ise reklam kurallarına bakıldığında süre denilebilir oda reklamın harika anlatımı ve Cem Yılmazında katkısıyla izleyiciye kısa bile geldiği söylenebilir.
Reklamı yapan ajansın hangi ajans olduğu konusunda bir fikrim yok ancak reklamın son derece başarılı bir reklam olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Zaten eğer ki bir reklam büyüğüyle, küçüğüyle herkes tarafından beğeniliyorsa bu reklamın başarısız olduğunu bana kimse söyleyemez.
reklamı izlemek isteyenler:http://www.youtube.com/watch?v=9s9bXF9c8O8 adresinden ulaşabilir
Reklamı ilk izlediğimde bayıldım ve hemen internetin başına geçtim bir kaç kez de oradan izledim bu harika reklamı.
Reklamın konusu açık ve net bir şekilde ortada aslında İş Bankası geçmişten günümüze yanınızda ve sizinle büyüdü diyor reklam. Aslında İş Bankası bu vb. söylemleri tüm reklamlarında da kullanıyor.
Bu reklamda ki asıl farka ise ufak bir araştırmayla ulaşabiliyoruz. Reklamda Cem Yılmaz'ın canladırdığı Servet Bey kilit karakteri oluşturuyor fakat biraz dikkat ettiyseniz ortada dönen söyle bir söz var "ilk reklam filmimiz" işte bu Servet Bey İş Bankasının ilk reklamını çeken prodüktör, aktör ve yönetmen oluyor.
Gelecek temalı bu reklam çekilen ilk reklamla da bu açıdan bire bir örtüşüyor.
Reklamla ilgili sıkıntı olabilecek tek şey ise reklam kurallarına bakıldığında süre denilebilir oda reklamın harika anlatımı ve Cem Yılmazında katkısıyla izleyiciye kısa bile geldiği söylenebilir.
Reklamı yapan ajansın hangi ajans olduğu konusunda bir fikrim yok ancak reklamın son derece başarılı bir reklam olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Zaten eğer ki bir reklam büyüğüyle, küçüğüyle herkes tarafından beğeniliyorsa bu reklamın başarısız olduğunu bana kimse söyleyemez.
reklamı izlemek isteyenler:http://www.youtube.com/watch?v=9s9bXF9c8O8 adresinden ulaşabilir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





